© Sütçüler'e Ayrıntılı Bir Bakış

71.ISPARTA-ANTİOCHEİA-SAGALASSOS

ISPARTA-ANTİOCHEİA-SAGALASSOS


ISPARTA-EĞİRDİR-ANTİOCHEİA-SAGALASSOS-BURDUR

 

Davraz dağının eteklerindeki Isparta gül kokulu bir kenttir . Güllerin kokusunu damıtıp, imbiklerden süzüp şişelere doldurmuş Ispartalılar yıllar boyu. Bulgaristan’dan getirilmiş yağ gülleri sevmiş Isparta’nın toprağını, iklimini; çoğaldıkça çoğalmışlar, güzelleştikçe güzelleşmişler. Gül yağı olmuşlar, gül suyu olmuşlar.

Isparta sadece gülleriyle değil, semerleriyle de ünlü. Ispartalıların yaptığı el işi semerler Anadolu’nun diğer yörelerinde de alıcı buluyor.

Isparta çevresindeki tarihi yerleşimlerden toplanan arkeolojik ve etnografik eserler Isparta Müzesi’nde sergileniyor.

Eğirdir ve Eğirdir Gölü:

Eğirdir, Isparta’dan yaklaşık 25 km uzaklıkta, Eğirdir gölünün kıyısında kurulmuş.

Şehre giriş oalağanüstü güzel bin manzara eşliğinde olur. Tepede durup, kentin üzerinde kurulduğu yarımadayı ve göl manzarasını seyretmeli.

Göle uzanan yarımada, yüzyıl başında iki küçük ada olan Nis (Yeşilada) ve Canada’nın göl doldurulup bağlanmasıyla oluşmuş, eski özgün güzelliğinden de çok şey kaybetmiş. İki küçük ada şimdi eski siyah-beyaz fotoğraflarda görülebiliyor ancak.

Kentin büyümesiyle kaybolan özgünlüğüne rağmen, çok güzel, temiz ve sakin bir kenttir, Eğirdir. Kapadokya’dan Pamukkale’ye giden tur otobüsleri Konya üzerinden gelip Eğirdir’de ya öğle yemeği için, ya da akşam konaklamak için dururlar.

Eğirdir tarih sahnesine MÖ. 2000-1200 yılları arasında hüküm süren Arzava krallığı ile çıkıyor.

Lydia’lılar tarafından yapılan ve Selçuklularca onarılan kalesi ayaktadır. Gece ışıklandırmasıyla çok güzel görünüyor.

Kent merkezindeki kervansaray, medrese, Baba Sultan ve Eflatun Dede Türbeleri iyi durumdadır.

Nis adası üzerindeki Bizans Kilisesi iyi durumdadır. İnanç turizmi ve hoşgörü etkinlikleri kapsamında bu kilise, Rum Fener Patriği Bartelomeus’un katıldığı bir ayinle Nisan 2000’de ibadete açıldı.

Başka tarihi kalıntıların da izlenebildiği ama daha çok eski Eğirdir evleriyle dikkat çeken yarımada üzerinde göl manzaralı çok sayıda lokanta ve küçük pansiyon var. Karnınız acıktıysa bir lokantaya girip tavada levrek ısmarlayabilirsiniz. Yanında yaprak dolma getirirlerse nereden çıktı diye şaşırmayın, tadına doyamayacaksınız.

Doğa Sporları Cenneti Eğirdir

Eğirdir çevresi, her türlü doğa sporu için son derece zengin bir arazi yapısına sahip.

Trekking, yamaç paraşütü, dağcılık, ip inişi, mağaracılık, avcılık, binicilik, bisiklet, sörf, foto safari, kayak gibi çok geniş bir yelpazede her türlü outdoor aktivitesi için son derece elverişli, Eğirdir çevresi. Belki de bu nedenle ETUDOSD-Eğirdir Turizm Tanıtma ve Doğa Sporları Derneği son derece aktif bir çalışma içinde.Derneğin kurucusu emekli dağ komando eğitim subayı Nurtay Yalman, 1999 yılı son aylarında bölgeye giden arkadaşımız Haluk Özözlü’ye, aktiviteleri hakkında geniş bilgi verdi. Özözlü, dernek üyelerinin ip inişi, kayak kros gibi aktivitelerini de görüntüleme ikmanı buldu.

ETUDOSD 19-21 Mayıs tarihlerinde Karagöl’de geleneksel Eğirdir Dağcılık Şenliği düzenliyor. Şenliğe amatör dağcılar, yerli-yabancı turistler katılabiliyor. Ulaşım Eğirdir’den Karagöl’e ücretsiz sağlanıyor.

Eğirdir yakın çevresindeki Barla dağı, bitki örtüsüyle foto safari turları için son derece uygun.

Eğirdir’in kış sporları merkezi olarak da bilinen Davras Dağı ise 2637 metre yükseklikte ve bölgenin en yüksek zirvesi.

Kayak merkezi, 2157 metre yükseklikteki Kum Ovası bölgesinde bulunuyor. Ham pist 3200 metre uzunluğunda ve toplam 600 metrelik 2 adet babylift var. Aralık-Mayıs arasında kayak yapılabiliyor.

Davrak Kayak Evi’nde önceden rezervasyon yapmak kaydıyla konaklanabilir.

Tel: 246. 264 20 20

Eğirdir’de görülebilecek yerler:

Eğirdir’e 22 km uzaklıktaki Zindan Mağarası sarkıt ve dikitleriyle etkileyici. Çevresinde Roma dönemi kalıntılarının da izlenebileceği Zindan mağarası 850 metre uzunlukta.

Adada antik kenti ise, Eğirdir-Sütçüler karayolu üzerinde Sağrak Köyü mevkiinde. Bİr Psidia kenti olan Adada’da yapılan kazılar, kentte MÖ. 1. yüzyılda para basıldığını ortaya çıkarmış.

Kovada gölü

Eğirdir gölüne Aksu çayıyla bağlanmış olan Kovada gölü, bir doğa harikası. Milli Park ilan edilerek korumaya alınan Kovada Gölü çevresi yemyeşil çam ormanıyla kaplıdır. Kamp kurabilir, çevresinde yürüyebilir, 1 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında olta atabilirsiniz.

Gölün çevresi 20,6 km. Derinlik ise 6-7 metre.

Fotoğraf makinanızı yanınıza almayı unutmayın, çünkü gölün her noktasından son derece etkileyici görüntüler yakalayacaksınız.

Kovada Gölü için Eğirdir- Konya yolunu izlemelisiniz. Kovada Gölü ayrımı Eğirdir’den yaklaşık 6 km sonra ve Eğirdir’e uzaklığı yaklaşık 40 km.

YALVAÇ

Eğirdir Gölü’nü geçerken Eğirdir ilçe girişinden sola Yalvaç-Akşehir yoluna dönüp göl kıyısını izleyerek Yalvaç ilçesine ulaşılır. (sapaktan sonra otomobille 2 saate yakın) Kentin kuzeyinde Antiokheia örenibulunmaktadır ve bu yolu özel olarak gelmeye değer. İsterseniz Yalvaç’ta konaklayabilirsiniz. (Otel için Gezi/Türkiye’nin bütün Otelleri kitabına bakınız.)

Yalvaç’ta soluklanmak için asırlık çınar ağaçlarının altındaki çay bahçelerinde oturmalısınız. Et tandır yemek için Yalvaç’ın küçük salaş esnaf lokantalarını tercih edebilirsiniz.

Psidya Antiokheiası

Antiokheia antik kenti ören yeri, Yalvaç kent merkezinden 1 km yukarıda.

Kent Suriye bölgesini elinde tutan Seleukoslar tarafından kurulmuştur. Sonra Roma egemenliğinde, Galatya eyaletinin bir parçası olarak gelişti. Adı Colonia Caeserea olarak değiştirdi. Parlak döneminde 100,000 kişinin yaşadığı, bölgenin en önemli kentiydi.

İncil’de İsa’nın havarilerinden Aziz Paulos’un hristiyanlığı yaymak için yaptığı 4 Anadolu yolculuğunda Psidia Antiokheia’sının adı geçer. Aziz Paulos ilk yolculuğunu 46 yılında yapıyor. Barnabas ile birlikte Antakya’dan yola çıkıyor, Kıbrıs üzerinden Perge’ye, oradan da Yalvaç’a geliyor. Sept günü havraya gidip musevi cemaate kendilerini tanıtıyorlar ve ilk kez İsa’nın öğretisinden söz edip, hristiyanlığı dünyaya açıyorlar. Pek de iyi karşılanmıyorlar burada ve küçük ev toplantılarıyla devam ediyorlar, öğretiyi yaymaya.

Yalvaç bu nedenle, Hristiyanlık dininin dünyaya açıldığı yer olarak kabul ediliyor. Ve Aziz Paulos’un anısına, konuşma yaptığı havranın temelleri üzerinde kilise inşa ediliyor.

Antik kentte kazılar sürdürülüyor. Buluntular ise Yalvaç şehir merkezindeki Müze’de sergileniyor.

Antik kent alanındaki en önemli yapı, Augustus Tapınağı. Tapınak, imparator Augustos adına kentin en yüksek yerine yapılmış. Bugün islenebilen kalıntılardan anlaşılacağı gibi doğal bir kaya yükseltisinin içinin oyulması, bu yükseltinin üstüne de tapınağın yerleştirilmesiyle oluşturulmuş. Tapınak ve çevreleyen sütunlu portikoların malzemesi zengin bezemeleri ile kazı alanında izlenmektedirler. Tapınağın ön kapısına varılmadan önceki geniş açıklık ise Tiberius alanı olarak sonradan eklenmiş bir tarihsel alan düzenlemesidir.

Kent kapısından çıkılırsa tiyatronun altından geçen cadde bir süre sonra dik açıyla kenti ikiye bölen sütunlu caddeye kavuşur. Caddenin sonunda bir nymphaion, onun da batısında palaestrası ile birlikte bir gymnasion ve hamam yeralmaktadır. Tiyatroya göre batıda bulunan kilise kalıntısı, Aziz Paulos Kilisesi olarak adlandırılmaktadır.

Antiokheia’ya su taşıyan kemerlerin önemli bölümü iyi durumdadır.

Antiokheia’nın 5 km güneydoğusunda, Karakuyu adlı tepenin üstünde bulunan kalıntılar, Anadolu’nun eski tanrılarından olan Ay tanrısı Men’in tapınağının kalıntılarıdır. Buradaki terasların üstündeki tapınak, önündeki dört sütunla yükseliyordu. Terasların taşlarında görülen adak yazıtları neredeyse yarı yarıya Latince ve Yunanca yazılmışlardır.

Yalvaç Müzesi

Yörede elegeçen buluntuların 1947 yılından başlayarak toplanmaya başlaması sonucu 1966 yılında yapımı tamamlanan müze oluşmuştur. Müzede tarih öncesi buluntularla birlikte fosiller de sergilenmektedir. Antiokheia’dan gelen mermer yapıtların ağırlıklı olduğu müzenin klasik çağlar bölümünü etnoğrafya galerisi izler. Yalvaç Müzesi’nin elyazma koleksiyonu yanısıra en değerli ve ilginç koleksiyonu, Cumhuriyet dönemi ressamlarının yapıtlarından oluşan resim koleksiyonudur..

BURDUR

Genellikle Antalya’ya giderken yanından gelip geçtiğimiz Burdur Gölü kenarındaki Burdur’da soluklanmak için durmayı düşünürseniz eğer, sözlerimize kulak verin.

Burdur kent merkezi gölden biraz içeridedir. Bölgedeki ilk yerleşimin Hitit dönemine uzandığı tahmin ediliyor. Burdur’un kral Arzavay’ın yurdu olduğu kabul edilir. Burdur Gölü’nün antik dönemdeki adı da Ascania.

Gölün kuzey kısmında antik Lysinia kentine ait Helenistik dönem kalıntıları bulunuyor.

Kent merkezinin en önemli tarihi yapısı Ulu Cami’dir. Dündar Bey tarafından 14. yüzyılda yaptırılmış.

Burdur Müzesi bir osmanlı yapısı olan Bulgurlu Medrese’ye kurulmuş. Müzenin ilk odası Bucak ilçesi yakınlarındaki Kremna antik kentinden çıkarılan mermer ve bronz heykellere ayrılmış. İkinci odada küçük arkeolojik parçalar kronolojik bir sırayla sergileniyor.

18. yüzyıl Osmanlı mimarisinin özgün örneklerinden sayılan Koca Oda, Taş Oda, Osmanlı geleneğine göre yaptırılmış konuk evleridir.

Burdur, Pınarbaşı, Karaevli gölleriyle ve Aziziye ormanları çevresindeki doğal güzelliklerdir.

180 dönümlük bir alanı kaplayan Burdur gölünün en derin yeri 110 metredir. Göl suyu çok tuzlu ve balık bulunmuyor. Burdur’dan Tefenni yönüne doğru çıktığınızda birkaç km ileride ve göl kenarında oteller ve restoranlar göreceksiniz. Otel lokantaları da dışırıdan müşteri alır.

Salda gölü:

Burdur gölü çevresi ve suyu itibariyle çok keyifli değil ama Tefenni yoluna girip de, Yeşilova’yı 4 km geçince karşınıza çıkacak Salda gölü bölgenin en güzel gölüdür.

Türkiye’nin de en derin ve suyu en berrak gölüdür Salda. Kıyıdan 50-60 metre ilerledikçe diz boyunu geçmeyen su, birdenbire derinleşir ve dibi bulunmaz olur. Derelerle taşınan suyun, göl tabanındaki obruklardan emilip yeraltı sularına dönüştüğü bilinir.

Çevresi kızıl ve karaçam ormanıyla kaplıdır.

Suyunun şifalı olduğu bilinmektedir. Magnezyum ve killi göl suyu bazı cilt hastalıklarına iyi geliyor.

Sazan ve yılan balığı çıkıyor. Ama avlanmak yasak. Çevresindeki orman ise kara avcılığı için bereketlidir.

Gölün eşsiz manzarası, Yeşilova içinden gelip Eşler yaylasına yönelip Radar tepesine ulaşıldığında ayaklar altına seriliveriyor. Suların çekilmesiyle ortaya çıkıveren beyaz kumsal, gölün derin maviliğiyle çok uyumlu bir görüntü sunuyor. Kumdaki beyaz görüntü, lületaşı olarak bilinen magnezyum silikatın eseri. Ateşe dayanıklı tuğla yapımında kullanılan bu kum ne yazık bilinçsizce çekiliyor ve yokediliyor. Yazık...

Kumsalı yüzmek için uygundur. Gölde yüzmek isteyenler için Belediye ve Orman Plajları var. Çadır da kurulabiliyor. Yüzmek isteyenler, aman anaforlara dikkat.

Salda gölü kıyısında yerli yabancı turistlere deve turu yaptırıyorlar.

Göl çevresinde Kayadibi Taşı’nın (Kale Tepe) yükseklerinde Deynus Kalesi kalıntıları görülebilir. Kalenin tarihine ilişkin bir veri yok. Eşeler Dağı’nda kırtan fazla pınar ve yayla, trekking yapmak isteyenler için uygun seçenekler sunuyor.

Yeşilova güneyindeki Niyazlar köyü, bir alevi yerleşimi. Niyazi Baba Türbesi ve köy çıkışındaki alabalık üretme çiftliği ve mesire yerleri için uğranabilir.

Ne Yenir?

Salda Gölü çevresinde göl manzaralı 7 restoran hizmet veriyor. Lokantaların menüsü alabalık ya da çoban kavurma ağırlıklı.

Nerede Kalınır?

Göl kıyısında konaklamak için Salda Karasu Hotel var. 3 yıldızlı

Tel: O.258.572 33 40

İsteyenler Yeşilova’daki 2 yıldızlı Hotel Berliner’de de konaklayabilirler. Tel: 248. 618 17 55

İnsuyu mağarası

Yolun solunda ve 1 km içerideki İnsuyu mağarasına, daha önce görmemişseniz eğer mutlaka uğramalısınız. Türkiye’nin turizme açılmış en uzun mağarası olan İnsuyu, Dr. Temuçin Aygen tarafından bulundu. Toplam uzunluğu 567 m. Mağaranın ikinci bir bölümünün varlığı da ortaya çıkarıldı. Ama düzenleme yapılmadığı için henüz ziyarete açılmadı. Mağaranın girişinde ayrıntılı bir plan bulunuyor. Mağara’daki sarkıt ve dikit oluşumları son derece etkileyicidir. İçinde irili ufaklı çok sayıda göl varmış ama büyük bölümü kurumuş. Sadece mağaranın sonundaki büyük gölde su bulunuyor.

Mağarayı rahatça dolaşabilirsiniz. Aydınlatma iyi durumdadır. Havası ise nemli ve ılıktır. Mağara girişinde ihtiyacı karşılayacak bir kafeterya hizmet veriyor.

Sagalassos

Akdağ’ın güneye bakan yamaçlarında, 1460 m. yükseklikte kurulmuş Psidia bölgesinin bu en önemli antik kenti Sagalassos’u zaman ayırıp mutlaka görmelisiniz.

Sagalassos, Ağlasun ilçe merkezinden yaklaşık 7 km uzaklıktadır. Antik kente ulaşmak için Burdur Antalya karayolu üzerinde, Çeltikçi geçilip sola Ağlasun yoluna sapılmalıdır.

Antik kent yazılı tarih sahnesine, M.Ö. 333’te Büyük İskender’in ordularının çetin bir savaş sonrasında kenti ele geçirmesiyle çıkıyor. Helenistik dönemde bağımsızlığını koruyor. Verimli topraklarıyla tarımcılıkta gelişiyor. Roma ve Bizans egemenliklerinin ardından 11. yüzyılda Selçuklu topraklarına katılıyor.

Kent Akdağ’ın yamacında ve geniş teras üzerine kurulmuş. Konumu savunmaya çok elverişli olmuş. Terasın güney ucu büyük taşlardan yapılmış surlarla çevrili. Kentin en güney ucunda Antonius tapınağı kalıntıları görülebilir. Tapınak geniş bir yol ve kuleyle kuzeye bağlanıyor. Yolun sonunda nympheum, kuzeyindeki yamaçta ise 2000 kişilik odeon yer alıyor.

Kentin kuzeydoğu kısmında. Planı itibariyle Telmessos’takine benzeyen tiyatro çok iyi korunmuş. Basamakları ve sahne yapısı büyük ölçüde sağlamdır. Tiyatronun batısında kütüphane kalıntıları ve Helenistik dönem nympheumu bulunuyor.

Kazılar 1990 yılında başlamış. Sapa bir noktada olduğu ve toprak altında yılların aşınmasına direndiği ve bu nedenlerle yapı parçaları neredeyse eksiksiz olarak bugüne ulaştığı için Sagalassos’un kazı ve restorasyon sonrasında görkemli bir kent görünümüne ulaşması bekleniyor.

Kazılar sonrasında ortaya çıkarılan ve restore edilen iki yapı olan Neon Kütüphanesi ve Geç Hellenistik Çeşme, şehrin gelecekte alacağı etkileyici görünümü şimdiden gözler önüne seriyor.

Kazılar şu anda Yukarı Agora bölgesinde devam ediyor. Kentin en önemli merkezi olan Yukarı Agora’nın kuzeyinde 28 m uzunluğunda ve 9 m yüksekliğindeki "Antoninler Çeşmesi"nin restorasyonu hızla devam ediyor. Bu bölümde orijinali 13 m yüksekliğinde olduğu tahmin edilen Heroon (Kahramanlık Anıtı) restore edilmeyi bekliyor.

Bucak ve Kremna

Artık Antalya’ya yaklaşıyoruz. Bucak ilçesi Antalya’ya 83 km kaldığını müjdeliyor. Ama dilerseniz ana yoldan kısa bir süre için ayrılıp Kremna antik kentini gezin. Kremna, Bucak merkezinden 3.5 km uzaklıkta ve Çamlık köyü yakınındadır. Yunancada uçurumanlamına gelen ve Aksu çayı vadisine egemen 250 metre yükseklikteki bir düzlükte kurulmuş olan Kremna’ya yalnız batıdan ulaşılabiliyor.

Kentte ilk kazılar İstanbul Üniversitesi’nden Jale İnan tarafından gerçekleştirildi.

Tarihçi Strabon’dan öğrenildiğine göre Makedonya kralı Amyntas, M.Ö. 36 yılında Toros’lardan kaçan Psidialıları ve Kilikyalıları egemenliği altına alıyor ve Kremna’yı ele geçiriyor. Amyntas’ın ölümünden sonra kent Roma kolonisi haline geliyor.

Kentte 230 metre uzunluğunda olduğu sanılan sütunlu caddenin, iki katlı propilon, hamam, tiyatro ve agoranın kalıntılarını görebilirsiniz.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
Sitemizin 616050 ziyaretçisiniz.

www.yesilsutculer.tr.gg

Author: Melih // Category: Etkinlikler

Hosgeldiniz
www.yesilsutculer.tr.gg sitemize bugüne kadar 208668 ziyaretçi ulasmıstır umarız daha iyi olabiliriz, Biz sütcüler daha iyi tanıtıyoruz, çünkü bizim sitemizin muhabirlerimiz sizlersiniz, Biz daha iyisi olana kadar en iyisi biziz.

www.yesilsutculer.tr.gg

Author: admin // Category: Etkinlikler

Geleneksel 22. Dut ve Pekmez Şenlikleri bu yıl 9-10 Temmuz 2010 tarihlerinde ilçemizde düzenlenecektir.Tüm halkımız davetlidir.

20.SÜTCÜLER DUT VE PEKMEZ FESTİVALİ | http://www.yesilsutculer.tr.gg

Yeni yaptıgımız tasarım umarız hosunuza gitmiştir, daha iyi olmak için calısıyoruz. iyi seyirler.

Yeni yaptıgımız tasarım umarız hosunuza gitmiştir, daha iyi olmak için calısıyoruz. iyi seyirler

Sütcüler;, Sütcüler llçemize ait Özellikler- Tarihi ve Turistik Değerler

Sütcüler llçemize ait Özellikler- Tarihi ve Turistik Değerler

Sütcüler llçemize ait Özellikler- Tarihi ve Turistik Değerler: -Yıva (Bavlu), 1478-1501 tahrir kayıtlarında nahiye (zeamet), 1522 ve 1568 tahrir kayıtlarında kaza, Katip Çelebi'nin Cihannümasında ise kaza olarak görülmektedir. Bavulu şekline dönüşen isim, Cumhuriyet döneminde 1962 yılına kadar sürmüş, bu tarihte yerleşime dağ-dağlık anlamına gelen Cebel ismi verilmiştir. 1938 yılında, belde halkının büyük şehirlerde sütçülük yapmaları üzerine ismi Sütçüler olarak değiştirilmiş ve Eğirdir'e bağlı bir nahiye iken ilçe statüsü verilmiştir. * Adada Antik Kent ( Sağrak Köyü Zengi Mevkii),Kocaköy (PEDNELİSSOS) Kesme Kasabası,Mağara (Aşağı yaylabel Köyü civarı),Kurşunlu Harabeleri (Kasımlar-Karadutlar Mevkii),Seferağa Camii (Sütçüler Merkez),Asar Kalesi Kalıntıları (Hacıaliler Köyü Çağıllıpınar Mevkii),Sığırlık Kalesi Kalıntıları (Yeşilyurt Köyü),Sur Kalıntıları (Sütçüler Merkez Taşkapı Mevkii),Kitabe (Belen Mahallesi),Mağara ve Sarnıçlar (Beydilli Köyü) Su Yolu Kalıntıları (Gürleyik-Tota-Zengi arası), Melikler Kalesi (Melikler Köyü Bahçe Mevkii),Mağara (Karadağ),İnsuyu-Yeraltı Suyu (Bekirağalar Köyü),Mağara (Selimler Sarıtaş Köyü),Şeyh Muslihittin Türbesi (Şeyhler Türbesi),Yazılıkaya Kanyonu, (Sütçüler-Çandır arası),Karacaören Barajı (Çandır Köyü),Küçüksu Alabalık Tesisi (Yeşilyurt Köyü),İçmeler (Kasımlar yolu Tota Mevkii),Köprüçay Kanyonu (Kasımlar-Manavgat arası) Sütçüler Dut Pekmezi festivali her yıl Temmuz ayı içerisinde yapılmaktadır. .

Sütcüler yazısı, Sütcüler ile ilgili, Sütcüler tezi

Isparta ilinin güneyinde bulunan Sütçüler ilçesi, çok daglık, arazinin egim degerleri yüksek ve ormanlık bir alandır. Arazinin bu yapısı nüfus ve yerlesmeyi sekillendirmis, yörede az nüfuslu küçük köy ve bu köylere baglı mahallelerin olusumuna ortam hazırlamıstır. Bir köy merkezine baglı bulunan mahalleler, bazen sadece birkaç ailenin yasadıgı üç bes ev ve eklentisinden meydana gelmekte, bazen de baglı oldugu köyden daha fazla nüfusa sahip olabilmektedir. Bu kır yerlesmelerinde tarım, hayvancılık, balıkçılık, arıcılık, orman isçiligi gibi ekonomik faaliyetler sürdürülmektedir. Ancak bu kır yerlesmelerinin dagınık, az nüfuslu ve ekonomik gelir düzeyinin çok düsük olmasından dolayı, Sütçüler kırsalından, basta Isparta sehrine olmak üzere göç olayı yasanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yerlesme, Dagınık yerlesme, Mahalle,Tarım, Hayvancılık.

ABSTRACT Sütçüler district located in Southern Isparta is an area which is very mountainous, high slopes values of the lands and woodland. This structure of the land shaped the settlement, and it created an environment to exist a less populated villages and district attached to the villages. The districts attached a village centre some time take place three or five houses where a few family are living in. However, sometimes it might have much population than the village that it is attached. Economic activities of this rural settlement carried out in these fields such as, fishing, cattleman, occupation of mountain, beekeeping. Because of being less populated and very low standard of living in these rural settlements, peoples migrate from rural settlement of Sütçüler to Isparta City. Low standard of transportation makes the education, health services difficult. Key Words; Settlement, scattered settlement, district, agriculture, animal husbandry.

  • SÜTÇÜLER’İN BASLICA COGRAFİ ÖZELLİKLERİ
  • KIR YERLESMELERİNİN BASLICA ÖZELLİKLERİ
  • Sütçüler’de Köylerin Rakım Degerleri

Sütçüler ilçesi, Isparta ilinin güneyinde yer almaktadır. Dogusunda Konya iline baglı Beysehir ve Derebucak, kuzey ve kuzeybatısında Egirdir ilçesi, güneyinde Antalya iline baglı Serik ve Manavgat ilçeleri, batısında Burdur ilinin Bucak ilçesi ile çevrilidir (Sekil-1). Yaklasık 128.800 hektar alanı ile Isparta ilinin, hemen hemen % 14’ünü içerirr. Kapladıgı alan itibarıyla Isparta’nın büyük ilçelerinden birisidir. Arazisinin denizden yüksekligi, 250 ile 2500 m arasında degismektedir. Batı Torosların güneybatı, kuzeydogu ve güneydogu dogrultusunda sıkısarak birbiri içine girmesinden meydana gelen üçgen içinde yer alması nedeniyle, Sütçüler’in tamamı daglık bir alan içerisinde bulunmaktadır. İçinde bulundugu fiziki ortamın sonucu topografik yapısı kısa mesafeler içinde degisen, engebeli alanların genis yer kapladıgı Sütçüler’de düz arazi çok azdır. İlçe’de düzlükler genelde plato görünümündedir ve dagların yüksek yerlerinde bulunmaktadır. Sütçüler’de arazinin topografik yapısı ve bitki örtüsü, nüfus ve yerlesmeyi de etkilemistir. Alanının büyüklügünün aksine, Sütçüler az nüfuslu bir ilçedir.