© Sütçüler'e Ayrıntılı Bir Bakış

Adada – Pisidia’nın 2.000 yıllık suskunluğu





                              Tam 2 bin yıldır dimdik ayakta duruyor bu duvarlar, hiç sarsılmadan

Batı Toros Dağlarının şirin kasabası Sütçüler’ de konaklanabilecek tek yerdir Karacan Pansiyon (Tel.: 0246 351 24 11). Burada İbrahim Karacan ve eşi sizin kendinizi, kendi evinizdeymişiniz gibi hissetmenizi sağlayacaktır. Burada ayrıca Sütçüler çıkışlı günübirlik yürüyüşler yapabilirsiniz. Bazı günübirlik rotalar İbrahim Karacan tarafından işaretlendiği için bunları yalnız başınıza bulup, yürümeniz mümkün. Ancak bölgeye doğa yürüyüşü yapmak üzere gidiyorsanız, Haziran ayına kalmamanızda yarar var, çünkü hava sıcaklığı bir hayli sıkıcı olabiliyor Haziran itibariyle. Ve en önemlisi: yollarda birçok yerde çeşmelerin akıyor olmasına rağmen, yola çıkarken yanınıza bol, bol su almanızda yarar. Yürünecek her iki saat için 1, 5 litre suyu ölçü olarak alınabilir. Ancak bu ölçü insanın kendi bünyesine bağlıdır ve hava sıcaklığı bu miktarın artmasına sebep olabilir.

 
                                                                             Adada'nın kuzeyinden bir manzara
 
Sütçüler’e en yakın, yaya olarak da gidilebilen, en ilginç yerlerden biri antik kent Adada’dır. Adada turistik merkezlere uzak olduğu için, deniz tatiline gelen turistlerin günübirlik geziye gelmesine pek olanak vermez. Bundan dolayıdır ki, Adada antik kenti yüzyılların, hatta binyılların sırrını kendi hatıralarına dalmış bir şekilde, sessizce içinde kapanmış, susar, izler ve tarihin o yavaş akışını izler. Araçla gidildiğinde, Sütçüler’den Eğirdir istikametine yola çıkılır, Boğazköy ve Sağrak Köyü geçildikten sonra, sağa (Kasımlar istikameti) dönüp, yaklaşık bir kilometre kadar devam edip, harabelere ulaşılır. Mesafe toplam 20 km civarındadır ve antik kente giden yol asfalttır. Bekçi kulübesinin hemen arkasında şehrin merkezi, yani Agora bulunuyor. Şehirde henüz kazı yapılmamasına rağmen şehirde birçok bina kalıntısını görmek mümkün. Ve çok ilginçtir ki, bölge son 2 bin yılda birçok deprem yaşamasına rağmen, bazı duvar kalıntılarında taşlar henüz yerinden santim oynamamış ve dimdik ayakta duruyorlar. Adada antik kentine patikaları ve tarla yollarını kullanarak, yaya olarak da gitmek mümkün. Bu yürüyüşün uzunluğu insanın gidişine göre 4 ile 6 saat arasında değişir.
 
Şehir 1880’lerde yine yabancılar tarafından keşfedilmiş olup, tarihçesi hakkında çok fazla şey bilinmez. Bilinenler ise şöyle:
Adada’nın kuruluş tarihi hakkında kesin bir bilgi henüz gün ışığına çıkmış değil. Kentin adına ilk kez milattan önce 2. yüzyılda Termessos ile Selge arasındaki savaş sırasında, Termessos ile yaptıkları bir anlaşmada rastlanıyor. Ve şehrin ismi burada ‘’Adada’’ olarak anılıyor. Şehirde ilk sikke milattan önce 1. yüzyılda basılmış ve Roma döneminde, özellikle Traianus, Hadrianus ve Antininus Pius imparatorlukları zamanında, en parlak dönemini yaşamış.

 

                                                   Adada'da Bizans dönemine ait bir kilisenin kalıntıları
 
Kentte Helenistik döneme ait kalıntılara rastlamak pek mümkün değil. Şehirde bugüne kadar tespit edilebilen erken Roma dönemine ait 3 tane tapınak bulunmakta ve şehir çok görkemli, yaklaşık 1.000 kişilik bir odeona (açık toplantı yeri) sahip. Odeonun avlusunda ise yerdeki taş döşemeler hala yerinde duruyor. Şehrin bir zamanlar sütunlarla süslenmiş olduğunu bilmek için de yerlerdeki sayısız sütun kırıklarını görmek yeterli.  3 tapınağın ve tiyatronun yanında, şehrin en önemli kalıntılarından birisi de şüphesiz, halk dilinde kral yolu diye adlandırılan, Anadolu’da eşi benzeri olmayan, vadiden şehrin güneyine bağlanan antik yoldur. Şehri yaklaşık olarak 1.200 metre rakımda kurulmuştur. Çok ilginçtir ki, şehrin belirgin surları olmadığı gibi, kuzeyden çok korunaksız bir görünümdedir. Kentin tiyatrosu ise ayrı bir özelliğe sahiptir. Roma tarzında yapımına başlanmış olan bu tiyatro, nedense hiçbir zaman bitirilmemiş ve oturma sıralarının sadece 7 sırası tamamlandıktan sonra toprağa gömülmüş. Sahne binası ise hiçbir zaman yapılmamış. Bu tiyatro Anadolu’daki antik tiyatrolar arasında günümüze kadar en iyi korunmuş tiyatrolar arasında yer alır. İyi korunmuş olmasının sebebi ise tiyatronun hiçbir zaman bitirilmeyip, henüz eski çağlarda toprağa gömülmüş olmasıdır. Böylece yapı 2 bin yıl boyunca doğa tarafından deprem ve iklim gibi dış tüm etkenlerden korunmuş.

 

                                           Ormanın derinliklerinde Bizans dönemine ait sur kalıntıları
 
Antik şehri kuzeyden başlayarak gezildiğine, gezi tapınaklarla başlayıp, kral yolu ile son buluyor. İlk bölümde tapınaklar ve tiyatro görülür. Tiyatro bunların en uzakta olanıdır ve buradan başlamak için çayırların içinden kuzeye giden patikalardan herhangi birini takip etmek yeterlidir. Tiyatronun yeri açık bir alandadır. Tiyatronun resmi verilere göre kapasitesi 3.000 kişi olarak tahmin ediliyor, ancak bu bana göre pek inandırıcı değildir. Benim yaptığım ölçümlere göre tiyatronun görünürdeki kapasite 1.000 civarındadır. Tiyatro Roma tarzındadır, sahne ve arena olarak kullanılan kısmın üstünü çok kalın bir toprak tabakası örter. Uzun yıllar toprak altında kaldığından, kireç taşı beyazlığını korumuş ve tiyatronun görüntüsü alışkın olduğumuzun dışında, diğer antik tiyatrolara nazaran açık renkli bir görüntüye sahip. Ancak ne var ki taşlar korunmadığı için iklim şartları bu taşları birkaç yıl sonra doğadaki kireç taşı gibi koyu gri bir renge dönüştürecektir.

 
                     Yaklaşık 2.000 yıldan beri toprak altında keşfedilmeyi beklemiş bir tiyatro
 
Tekrar yola doğru gittiğimizde ise birbirine yakın, aynı yüzyıl içinde inşa edildiği sanılan ikisi yolun üst kısmında, biri altta olmak üzere, 3 adet tapınağa varılır. Bunlardan üstte kalanları imparatorlar tapınakları olarak adlandırılır. Bunlar Korint tarzında olup, 4 sütunlu prostylos planına sahiptirler. Önünde podyum inşa edilmiş, kornişleri konsollu olan bu tapınağın önünde bir sunak olduğu tahmin edilmektedir. 1888’ de Sterret isimli bir kâşifin şehirde bulduğu bir yazıtta şöyle der: ‘’Tanrı – İmparatorlar Zeus Magistos Serapi ve Baba kenti için onun karısı, Hoplan kızı, Başrahibe Anna ve onların oğulları Tiaomas ve Antiokhos, tapınağı ve heykelleri, çevresindeki Stoalar atölyeler ve bütün süslemeleriyle beraber adayarak dikti.’’ Bu metinden tapınağın milattan sonra 180’lerde inşa edildiği anlaşılıyor.

 

 
                                                                                                İmparatorlar tapınağı

 

                                                                                        Diğer imparatorlar tapınağı
 
Üstteki tapınaklardan bakıldığında yolun hemen altında, diğer tapınağın kalıntıları görülür. Bu tapınak ise İon tarzında inşa edilmiş olup, yine prostylos planlıdır ve ön cephesinde 6 sütun içerir. Bu binanın yan duvarlarından sadece birisi korniş seviyesine kadar sağlam kalabilmiştir. İmparator Traianus milattan sonra 114’de Pisidia şehirlerini ziyaret ettiği bilinir ve bu tapınak onun anısına, ziyareti öncesi yapıldığı tahmin edilmektedir.

 

 
                      Muhtemelen imparator Traianus anısına inşa edilmiş İon stili bir tapınak

 

                                                                                   Doğaya saçımış sanat eserleri
 
Yoldan şehrin merkezine doğru gidilir, burada hemen yolun yanında bazı duvarları henüz dimdik ayakta duran bir bina göze çarpar ve bu yapı muhtemelen şehir yöneticisinin konağıdır. Şehir merkezinin mutlak görülmesi gereken yapısı odeondur. Açık havada kurulu, çeşitli sütunlarla süslü, yazıtlar ve şehrin amblemi olduğu sanılan, taşın merkezinde birbirine birleşen üç tane ‘’koşan’’ bacak kabartması (fotoğraf).

 

                                                       Şehrin amblemi olduğu düşünülen koşan ''3 bacak''
 
Buradan (odeon avlusunun güneybatı istikametinden) son olarak belirgin bir patikadan ormanın içinden ‘’kral yolu’’ diye adlandırılan, bir zamanlar şehrin içine kadar giren anayola ulaşılır. Önceleri orman biraz sıktır ve patika bazen dere yatağının içinden devam eder (ancak patika taş babalarla işaretlenmiştir)ç Yola ulaşmadan önce bir Bizans kilisesinin yanından geçilir. Kilise yaklaşık olarak milattan sonra 7. yüzyıla ait olduğu tahmin edilir. Adada bu dönemlerde Antiochia’nın yardımcı piskoposluğunu yapmıştır ve yaşam burada 9. yüzyıla kadar sürmüştür.

 

                                                                                  Adada'nın 1.000 kişilik odeonu
 
Yol aşağıdan, dağın yamacını sarmal bir şekilde kıvranarak şehre çıkar. Yolun yapımında, yolun genişliğinde, yontulmuş dev taşlar kullanılmış. Üzerinden 2 bin yıl geçmesine rağmen taşların birçoğu henüz yerinden oynamamış. İnsan bir süre için bu taşların üstüne oturup, bu yolun 2 bin yıl önceki halini hayal etmeden duramıyor. İnsanlar hayvanlarıyla kente yük taşıyorlar, daha sonra yoldan silahlı askerler çıkıyorlar şehre. İnsanlar kaçışıyorlar, çocuklar meraklı gözlerle onları izliyorlar….

 

                                                                                        Adada'nın eşsiz tarihi yolu
 
Bu yoldan belki de hepimizin tarih sayfalarından tanıdığı birçok önemli şahsiyetler geçmişti. Bu yol yaklaşık 1 kilometre takip edildiğinde, patikadan aşağıya, çayırlık alanlara inilip, bir vadiyi geçtikten sonra yola çıkılıyor. Daha sonra buradan Sütçüler’e geri dönülür veya Eğirdir’e devam edilir. Yaya olarak yola çıktıysanız eğer, bu yoldan bazen minibüsler geçer, ya bunlardan birine binebilirsiniz veya otostop yoluyla devam edebilirsiniz, yoldan sürekli gibi araçlar geçmekte. Kendi aracınızla geldiyseniz eğer, doğrudan harabelerin içine, bekçi kulübesine kadar çıkmanız mümkün. Ancak araçla da gelseniz, kral yolunu görmek istiyorsanız, yürümeniz gerekecek.

 
                                                                                                            ''Kral Yolu''
 
Isparta’nın o şirin ilçesi Eğirdir’e gitmeyi düşünüp, burada güzel bir zaman geçirmek isteyenlere hem bütçeye uygun, hem de harika yemekler yapan Lale pansiyonu tavsiye ederim. İbrahim ve Müslim sizin rahat etmeniz için ellerinden geleni yapacaklarından emin olabilirsiniz. Burada mükemmel yemeklerin yanında, bölgede birkaç gün daha kalmanızı sağlayacak, bölgedeki imkânlar konusunda da bilgi alabillirsiniz.

 
 
Bu arada binrota üyelerinden 'abayvas' tarafından tarihi bilgi eklemesi yapıldı, kendisine teşekkür ederek aynen aktarıyorum:
''Strabon'a göre kentin ismi ilk olarak MÖ 1. yy'da Artemidoros tarafından anılır. Hierokles ise kent ismini "Odada" olarak verir. Adada'nın bilinen tarihi; Termessos ile yapmış olduğu antlaşma ile MÖ 190-164 yıllarına dayandırılır. Antlaşma; Adada ve Termessos'un; dışta Selge ve içte demokrasi karşıtlarına karşı yardımlaşması ve Adada'nın idari açıdan demokratik bir yapıya kavuşması ile ilgilidir. Antlaşmaya göre Adada; Termessos için paralı asker temin etmektedir. Kent bilinen en eski sikkesini MÖ 1. yy'da basmıştır. Bronz sikkelerde Zeus başı ve Nike tipleri yer alır. Sikkeler; İmparator Gallienus dönemine kadar takip edilebilmektedir. Kent özellikle Traianus döneminden sonra gelişmiştir.''





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
Sitemizin 606133 ziyaretçisiniz.

www.yesilsutculer.tr.gg

Author: Melih // Category: Etkinlikler

Hosgeldiniz
www.yesilsutculer.tr.gg sitemize bugüne kadar 208668 ziyaretçi ulasmıstır umarız daha iyi olabiliriz, Biz sütcüler daha iyi tanıtıyoruz, çünkü bizim sitemizin muhabirlerimiz sizlersiniz, Biz daha iyisi olana kadar en iyisi biziz.

www.yesilsutculer.tr.gg

Author: admin // Category: Etkinlikler

Geleneksel 22. Dut ve Pekmez Şenlikleri bu yıl 9-10 Temmuz 2010 tarihlerinde ilçemizde düzenlenecektir.Tüm halkımız davetlidir.

20.SÜTCÜLER DUT VE PEKMEZ FESTİVALİ | http://www.yesilsutculer.tr.gg

Yeni yaptıgımız tasarım umarız hosunuza gitmiştir, daha iyi olmak için calısıyoruz. iyi seyirler.

Yeni yaptıgımız tasarım umarız hosunuza gitmiştir, daha iyi olmak için calısıyoruz. iyi seyirler

Sütcüler;, Sütcüler llçemize ait Özellikler- Tarihi ve Turistik Değerler

Sütcüler llçemize ait Özellikler- Tarihi ve Turistik Değerler

Sütcüler llçemize ait Özellikler- Tarihi ve Turistik Değerler: -Yıva (Bavlu), 1478-1501 tahrir kayıtlarında nahiye (zeamet), 1522 ve 1568 tahrir kayıtlarında kaza, Katip Çelebi'nin Cihannümasında ise kaza olarak görülmektedir. Bavulu şekline dönüşen isim, Cumhuriyet döneminde 1962 yılına kadar sürmüş, bu tarihte yerleşime dağ-dağlık anlamına gelen Cebel ismi verilmiştir. 1938 yılında, belde halkının büyük şehirlerde sütçülük yapmaları üzerine ismi Sütçüler olarak değiştirilmiş ve Eğirdir'e bağlı bir nahiye iken ilçe statüsü verilmiştir. * Adada Antik Kent ( Sağrak Köyü Zengi Mevkii),Kocaköy (PEDNELİSSOS) Kesme Kasabası,Mağara (Aşağı yaylabel Köyü civarı),Kurşunlu Harabeleri (Kasımlar-Karadutlar Mevkii),Seferağa Camii (Sütçüler Merkez),Asar Kalesi Kalıntıları (Hacıaliler Köyü Çağıllıpınar Mevkii),Sığırlık Kalesi Kalıntıları (Yeşilyurt Köyü),Sur Kalıntıları (Sütçüler Merkez Taşkapı Mevkii),Kitabe (Belen Mahallesi),Mağara ve Sarnıçlar (Beydilli Köyü) Su Yolu Kalıntıları (Gürleyik-Tota-Zengi arası), Melikler Kalesi (Melikler Köyü Bahçe Mevkii),Mağara (Karadağ),İnsuyu-Yeraltı Suyu (Bekirağalar Köyü),Mağara (Selimler Sarıtaş Köyü),Şeyh Muslihittin Türbesi (Şeyhler Türbesi),Yazılıkaya Kanyonu, (Sütçüler-Çandır arası),Karacaören Barajı (Çandır Köyü),Küçüksu Alabalık Tesisi (Yeşilyurt Köyü),İçmeler (Kasımlar yolu Tota Mevkii),Köprüçay Kanyonu (Kasımlar-Manavgat arası) Sütçüler Dut Pekmezi festivali her yıl Temmuz ayı içerisinde yapılmaktadır. .

Sütcüler yazısı, Sütcüler ile ilgili, Sütcüler tezi

Isparta ilinin güneyinde bulunan Sütçüler ilçesi, çok daglık, arazinin egim degerleri yüksek ve ormanlık bir alandır. Arazinin bu yapısı nüfus ve yerlesmeyi sekillendirmis, yörede az nüfuslu küçük köy ve bu köylere baglı mahallelerin olusumuna ortam hazırlamıstır. Bir köy merkezine baglı bulunan mahalleler, bazen sadece birkaç ailenin yasadıgı üç bes ev ve eklentisinden meydana gelmekte, bazen de baglı oldugu köyden daha fazla nüfusa sahip olabilmektedir. Bu kır yerlesmelerinde tarım, hayvancılık, balıkçılık, arıcılık, orman isçiligi gibi ekonomik faaliyetler sürdürülmektedir. Ancak bu kır yerlesmelerinin dagınık, az nüfuslu ve ekonomik gelir düzeyinin çok düsük olmasından dolayı, Sütçüler kırsalından, basta Isparta sehrine olmak üzere göç olayı yasanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yerlesme, Dagınık yerlesme, Mahalle,Tarım, Hayvancılık.

ABSTRACT Sütçüler district located in Southern Isparta is an area which is very mountainous, high slopes values of the lands and woodland. This structure of the land shaped the settlement, and it created an environment to exist a less populated villages and district attached to the villages. The districts attached a village centre some time take place three or five houses where a few family are living in. However, sometimes it might have much population than the village that it is attached. Economic activities of this rural settlement carried out in these fields such as, fishing, cattleman, occupation of mountain, beekeeping. Because of being less populated and very low standard of living in these rural settlements, peoples migrate from rural settlement of Sütçüler to Isparta City. Low standard of transportation makes the education, health services difficult. Key Words; Settlement, scattered settlement, district, agriculture, animal husbandry.

  • SÜTÇÜLER’İN BASLICA COGRAFİ ÖZELLİKLERİ
  • KIR YERLESMELERİNİN BASLICA ÖZELLİKLERİ
  • Sütçüler’de Köylerin Rakım Degerleri

Sütçüler ilçesi, Isparta ilinin güneyinde yer almaktadır. Dogusunda Konya iline baglı Beysehir ve Derebucak, kuzey ve kuzeybatısında Egirdir ilçesi, güneyinde Antalya iline baglı Serik ve Manavgat ilçeleri, batısında Burdur ilinin Bucak ilçesi ile çevrilidir (Sekil-1). Yaklasık 128.800 hektar alanı ile Isparta ilinin, hemen hemen % 14’ünü içerirr. Kapladıgı alan itibarıyla Isparta’nın büyük ilçelerinden birisidir. Arazisinin denizden yüksekligi, 250 ile 2500 m arasında degismektedir. Batı Torosların güneybatı, kuzeydogu ve güneydogu dogrultusunda sıkısarak birbiri içine girmesinden meydana gelen üçgen içinde yer alması nedeniyle, Sütçüler’in tamamı daglık bir alan içerisinde bulunmaktadır. İçinde bulundugu fiziki ortamın sonucu topografik yapısı kısa mesafeler içinde degisen, engebeli alanların genis yer kapladıgı Sütçüler’de düz arazi çok azdır. İlçe’de düzlükler genelde plato görünümündedir ve dagların yüksek yerlerinde bulunmaktadır. Sütçüler’de arazinin topografik yapısı ve bitki örtüsü, nüfus ve yerlesmeyi de etkilemistir. Alanının büyüklügünün aksine, Sütçüler az nüfuslu bir ilçedir.